İsmail KANAT Hakkında

13 Nisan 2011 Çarşamba 20:59
Yorumlar (8)
Okunma (742)

    İstanbulun en ücra köşelerinde, Ergenekon olaylarıyla ünlenmiş ufak bi semtte yaşıyorum. İlkokulun nasıl geçtiğini pek hatırlamam ama ot gelip saman gitmek gibi birşeydi. Orta okulda okulumu değiştirince, o okulda kendimi bulduğumu hissettim. Arkadaşlıklar olsun, kaçamaklar olsun, yaşadığımı hissettim yani. Neşeli, üzüntülü, olaylı geçen üç senenin ardından liseye girme zamanı yaklaşmıştı. Herkes orta sonda iken dershanedir testtir koşturur dururdu. Benimse umrumda değildi hiçbiri, üstelik okul ikincisi miydim üçüncüsü müydüm tam hatırlayamadım ama baya iyi bir derecem vardı yani. Son hafta çözülen iki üç adet yaprak testten, iki puanla fen lisesini kaçıracak halim olmadığından, kafama meslek lisesi yatmaya başlamıştı. Ve kendimi, ortaokuldaki arkadaşlarımla beraber orada buldum.
 
    Bilgisayarımın olmamasının yarattığı bi tahribat mıdır bilmiyorum ama bilgisayarın donanımına, yazılımına, herşeyine karşı bir istek vardı içimde.. Bu istek de meslek lisesinde bölüm seçmem konusunda beni hiç zorlamadı diyebilirim. Teknik liseli abilerimizin tavsiyesiyle ilk sene derslere biraz abanınca, yumurtayla popoyu yaklaştırınca teknik liseye geçtik ortaokuldaki arkadaşlarla beraber. Artık bir bilgisayar almanın da vakti de gelmişti. Ve bir de internet açtırmanın. Okulda verilen pascal derslerinde, dosyalama ile .html web sayfaları yaptıktan sonra, birkaç hocanın tavsiyesiyle, .NET dünyasına katılmaya karar verdim. Hocaların verdiği gazla, o zamanların en ünlüsü olan, Pusula Yayıncılığın yayımladığı Asp.NET kitabını aldım. Kendimce, okur okur faaliyete dökmeye çalışırdım. İlk uygulamam ziyaretçi defteriydi. Şu an yapılması 5-10 dakikalık birşey olsa bile, o zaman gözümde o kadar büyük bi projeydi ki anlatamam. Bir de ortaya ilk defa birşey çıkarmanın duygusu apayrı. Baba olmanın verdiği haz ile eşdeğerdir diyebilirim.
 
    Lisenin de sonuna yaklaşırken bir karar sırası daha gelmişti. İlgi duyduğum bölümün yükseköğrenimine ÖSS gibi bir sınavla geçmek saçma geldiğinden, aklımca sisteme isyan ederek ve lisedeki okul puanıma dayanarak, Marmara Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksek Okulu'na iki senelik yer ayırttım. Okulun eğitiminden çok memnundum. Diğer üniversitelerin iki yıllıklarından, hatta dört yıllıklarından daha iyi eğitim veriliyordu. Bana çok şey kattığına inanıyorum. Ve her bir hocasına ayrı ayrı teşekkürlerimi iletiyorum buradan da.
 
    Yukarıdaki iki paragrafta anlatılan sınav sonuçlarının bir benzerini de Dikey Geçiş Sınavından aldıktan sonra, Askerlik Öteleme Fakültesi olan AÖF ' e kayıt oldum.
 
    Şimdi de aldım rölantiye, geçiyor yıllar... Aslında kendimden bahsetmeyi de pek sevmem, o yüzden hep gereksiz şeyleri yazdım buraya... Aha da bu da devir saatim, yakıtım az ona göre.

Rölanti
İsmail KANAT
15 Haziran 2011 Çarşamba 18:26
Evet kurbağa, Allaha şükür düzgün gidiyor. Gitmese bile yapıyoruz birşeyler
kurbağa
12 Haziran 2011 Pazar 00:26
hala hayatın düzgün gidiyor mu merak ediyorum ismail
İsmail KANAT
11 Mayıs 2011 Çarşamba 15:55
Çocuk olarak babama verdiğim hazdan :P O sevinci gördüm gözlerinde :)
Uğur ÇELİK
08 Mayıs 2011 Pazar 01:34
herşey hoş güzelde kardeşim, baba olmanın verdiği hazı nerden biliyosun :)
Mehmet KARAYEL
24 Nisan 2011 Pazar 00:10
aferin :))
koray hotun
13 Nisan 2011 Çarşamba 11:22
Site güzel olmuş hayatın da çok güzelmiş :D
Burhan
13 Nisan 2011 Çarşamba 11:00
yakıt doldur moruk sakata gelme :)
Ulutan Yamak
13 Nisan 2011 Çarşamba 10:38
:D:D:D

Yorum Ekle

Ad Soyad
E-mail
Yorum